Mektup

Click to rate this post!
[Total: 1 Average: 5]

MEKTUP (NAME)
” Ne Mektup geliyor, ne haber senden söylede bileyim bıktın mı benden ” dizeleri mektubun önemini anlatmaya yetiyor.
” Yine yakmış yâr mektubun ucunu ” dizesinde ki yakma eyleminin inceliğini şimdi gençler anlayabilir mi?
Mektup, dilimize Arapça’dan, Name ise Farsçadan girmiş. Mektup, yazan kişinin eğitimini, sosyal durumunu ele verir. Askerden ve Gurbetten yazılan mektuplar hep selâm ağırlıklıdır. Babama selam, anneme selam, ağabeyime ve yengeme selam, komşulara selam derken küçüklerin gözlerinden, büyüklerin ellerinden öpülürdü. Sizde ben fakirden soracak olursanız diye tevazu gösterilir. Rahatım yerinde hâmdolsun bir sıkıntım yok diye karşı tarafa huzurlu bir mesaj verilirdi. Gurbettekilere yazılan mektupta ” Bağı bozduk, gazeli süpürdük, kermeyi çıkardık; tosunu sattık, oğlanı nişanladık, kıza filanın oğlundan dünür var, babanın rızası yok ” gibi haberler yazılırdı. Çocuğun minik elleri boyanır, mektubun uygun yerine elinin izi çıkarılırdı. Bu en kıymetli bir gönderiydi. Askere yazılan mektuplar, mahallenin muhtarına mühürletilip, zarfın ön tarafına ” Er Mektubudur ” yazılıp, postaya verilir ve mektup ücretsiz giderdi. Mektupların en önemlisi ” Aşk Mektupları ” idi. Aşk mektubu yazmak kolay değildi, mâharet isterdi. Karşı tarafı güzel sözlerle etkilemeliydiniz. Bazen arkadaşlar mektuba yardım ederlerdi… Kasabanın ilk ve tek kitapçısı ” Hacı Yurdakul ” abinin vitrininde ” En Güzel Aşk Mektupları ” adlı kitap vardı. Ondan da yararlanabilirdiniz. Ayrıca zarfın içine , çiçek kurusu konurdu. Saçından kesip koyanlarda olurdu. Son zamanlarda, renkli zarf ve kağıtlarda aşk mektuplarının tercihlerindendi. Aşk mektupları ya elden verilir ya da posta ile güvenilir bir adrese gönderilirdi. Mektubu alan yerine ulaştırırdı. Öğrencilerin, aşk mektubu yazmaları yakalatmaları , tahsil hayatlarının sonu olabilirdi. Mektuplar, gideceği yerin uzaklığına göre, üç beş gün veya bir haftada giderdi. Cevabının gelmeside bir o kadar sürerdi… Bu arada postacıdan ‘ Bana mektup var mı ? ‘ diye sorulur oda
– Henüz yazmadım diye esprili cevap verirdi. Bazı arkadaşlarda, postacıya – Pulsuz Mektup – teklifinde bulunurlardı. Bu, postacı açısından etik değildi. Ben lisede öğrenciyken, Akşam, bir kıza mektup yazıp postaneye vermiştim. Gece içime bir kuşku düşmüştü. Ya mektubu okul idaresi açıp okursa diye… Sabah erkenden postaneye gidip, kanepede yatan nöbetçi memurdan, mektubu geri almıştım.
Yine ben öğrenciyken tanıştığım bir kıza bana mektup yazarsa, gönderen ” Ahmet Küçük” diye yazmasını söylemiştim. Oda öyle yapmıştı ama Okul idarecilerinden, Psikoloji Öğretmeni Mahmut Saral’a takılmıştı. Mektubu bana uzatıp, yutmadım der gibi bakmış, beni uyarmıştı. Hala çözemedim, mektubun bana ne zararı olurdu?
Mektup üzerine yazılacak çok şey var… Önce tabletlere, deriye ve papirüse yazılan mektuplar, şimdi e-postayla yazılıp gönderiliyor.
Daktiloyla yazılan özel mektuplar ayıplanırdı. Daktilo resmi mektuplar içindi. Babam memleketteki amcama bir mektup yazmış. Amcamda mektubu okuduktan sonra zarfı ters yüz yapmış, yazacaklarınıda aynı kağıdın arkasına yazıp postaya vermişti. Ben de okul müdürlüğü yaptığım dönemde, zarfı ters yüz yapıp gelen yere gönderirdim.
Herkesin bir mektup hikayesi vardır…İletileriniz bol olsun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir